Bugün yolumuz kara kıştan önce şöyle bir yurdu gezip dolaşacak.Ama programın ana konusunu özetleyecek olursak:
Doğdu Demokrasi ve yaş oldu yirmi..
Ve her şey, böyle nasıl değişti?
Beklenen bu değildi, bunu kim seçti?
Bakır dolusu sütler, su fiyatına gitti...
Siz şimdi bu dörtlüğü yazan akıllı kişiyi soruyorsunuz.
Şiirin sahibi, Şimen Kliment köyünden Hikmet Mehmettir. Bu arada dikkatinini çekerim. Akılllı sözler, 17 Kasım 2009 tarihine ait.Tütünden başka halkımızın temel geçim kaynağı hayvancılık ve sütçülük olduğunu bildiğimiz için, tütün konusu şöyle dursun ve bugün gelsin bakır dolusu sütler diyeceğiz. Sözü Silistra’nın Listets köyünden hayvan sahibi Şabah Ferhat’a bırakacağız..
“Hayvan sahiplerine sağlanan sübvnasiyonları aldım dediniz.. Hayvan başına ne kadar para verildi?
Kriz her sektörü olduğu gibi hayvancılığı da vurdu doğal olarak. Siz yem fiyatlarında artış gördünüz mü? Bunun dışında süt fiyatları sizi memnun ediyor mu?
Bir zamanlar Bulgaristan, Arap ülkelerine gemilerle kuzu gönderiyor, dış ülkelere dana satıyor ve iyi para kazanıyordu. Şimdi ülkemiz kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Paskalya’da etler Yeni Zelanda’dan geliyor.Neden öyle oldu?”
Şeklindeki sorulara birinci kategori iribaş hayvan çiftliğine sahip olan Şaban Ferhat, hayvan başına 350 leva sübvansiyon aldığını ve çiftliğinin Avrupa standartlarına cevap verdiğini iddia etti. Süt fiyatları litre başına 60-65 stotinka arası değiştiğini ve kendisi bu durumdan son derece memnun olduğunu anlatırken:”İsteyene ülkemizde iş de var, para da” diyerek” ilginç yorumda bulundu.
Ekmek, süt ve peynirin yanısıra soframızda olmassa olmazlardandır.
Son araştırmalara göre, Dobruca’da insanlar ekmekten tasarruf etmeye başlamış. Bulgaristan’ın ambarı olarak bilinen Dobrucalılar, ekmek tüketimini yüzde 40 azaltmış. Bunun nedenlerden bir tanesi de, tarlalarını büyük çiftçilere veya kooperatife icarla verenler, karşılığında un veya buğday alıyor ve daha sonra ekmeğini kendi pişiriyor. Hal böyle olunca küçük fırınlar iflasla yüz yüze bulunuyor. Bazı küçük ekmek fabrikaları ekmek üretimini kısıtlarken diğerleri “500 gram ödeyip 600 gram ekmek satın alıyorsun” promosyonuna baş vuruyor.
Konudan konuya geçiyoruz ve Dragomış köyünden tatlı dilli Emine teyzemin gönlünü tam almak amacıyla yine Hikmet Mehmet’in 2009 yılında onun için yazdıklarını hatırlatıyorum kendisine:
İsperihin Dragomıj köyünden Emine Anne,
Radyo dinler merakla, telefon elde.
Hafızasında Demir Baba efsanesi deniz gibi,
Ne güzel örnektir, o, bizim gençlere...
Programının devamında daha ilginç mektuplarla karşınızda olacağız. Türküler de dinlemeye, dinletmeye değer...
Programı hazırlayıp sunan: Şevkiye Çakır