Günün Programı
Bulgaristan Ulusal Radyosu © 2022 Tüm hakları saklıdır

“Genç terzi oturmuş, biçip dikiyor...”

БНР Новини
Photo: Albena Bezovska

Terzilik mesleği geleneksel kültürde sözüm ona mevsimlik zanaatlardan biridir. 18. ve 19. asırlarda çok büyük rağbet gören terzilik zanaatı, genelde erkeklere ait bir meslektir. Terziler, kır işlerinden serbest kalıp kış aylarında köy köy gezip kaldıkların evin sahipleriyle uzun bir pazarlığın ardından yemek, konaklama ve ödeme koşullarını belirledikten sonra köy halkının ihtiyaçlarını karşılarlarmış.

“Terziler biraya toplanmış kız Stana’ya kıyafet dikmek için...” buna benzer motifler birçok halk şarkısında yer alır. Gerçi kızın ismi değişse de, bu kız her zaman dünya güzelidir. Kızın annesi ise güzel kızının namına şanına yakışan bir kıyafetı sipariş eder terzilere. Bunlar genelde düğün törenlerinde söylelen şarkılardır.





Biraz önce de belirttiğimiz gibi, terzilik zanaatı, 18. ve 19. asırlarda büyük rağbet görmüş bir meslektir, çünkü bu dönemde terzilik abacılıktan ayrılarak tek başına bir meslek olup çıkmış. Bundan önce ise abacılık zanaatıyla, yani aba dokuma zanatıyla , iç içe bulunuyormuş. O döneme kadar abadan elbise yapan kişilere terzi denirmiş. Daha sonra terziler tüm aile fertleri için elbiseler dikmeye başlamışlar. Evlilik çağına gelen her kızın çeyizinde birkaç kat elbisenin bulunması şartmış. Örneğin Bulgarcada sukman olarak bilinen “önlük “, yelek, gömlek gibi. Kızın, düğün kıyafetleri bundan sonra bayramlık kıyafeti olarak kullanılırmış.






Evlilik çağında kızlara yılda bir kez yeni kıyafetler dikilirmiş – Lazarovden, Paskalya ve Hıdrellez’de. İşte bundan dolayı kızlar, terzilerin köye gelmesini sabırsızlıkla beklermiş. İşte bundan dolayı da, bekar terziler hakkında birçok şarkı söylenmiş. Bazılarında genç terzinin ipliğinin koptuğu, iğnesinin ise kırıldığı anlatılıyor.

“Terzi kendi söküğünü dikemez” hepimiz tarafından bilinen bir atasözü. İlk başta köy köy gezen terziler daha sonra kendi dükkanını açmışlar. Fakat çalıştırdıkları çırak ve kalfalara ödemek için gece gündüz çalışmak zorunda kalmışlar. Terzilik zanaatının tarihi ile ilgili ilginç bir durum var, o da modern şehir terzilerin ortaya çıkmasına rağmen köy halkının uzun bir zaman seyar terzileri tercih etmesi.

Angel Nizamski, hem koreografi uzmanı, hem de otantik halk kiyafetleri koleksyonu sahibidir. 20.asrın başlarında terzi olan dedesini anlatıyor: “Terzi olan dedem, kış aylarında köy köy gezmeye başlarmış. Kadınlar, aile ihtiyaçlarına göre önceden aba, çuha veya başka bezleri hazırlarmış. Terzi dedem, kıyafetleri diktiği sürece, ev sahipleriyle anlaşırmış. Onlar ona konaklama yeri ve yemek sağlarmış. Terziler kıyafetleri biçer dikermiş ve genel süslemeyi yaparmış. İnce el nakış iileri kadınlara bırakılırmış. Bugün, o dönemde dikilen kıyafetlere bakacak olursanız, her dikiş, her ilmik biribirine benziyor, sankı elle değil de makineyle dikilmiş.




Dedem, terziliği Bone dededen öğrenmiş. Usta terzi karar verdiği anda, dedeme kendi dükkanını açmaya izin vermiş. İşte o zaman dedem hem nişanlısının düğün kıyafetlerini, hem de kendi kıyafetlerini dikmiş-yelek ve pırpıtını yani.

Bazen Angel sahip olduğu koleksyondan kıyafetleri giyip defile yapıyor. Mankenlerden bazıları ise ninesinin düğün kıyafetini giyiyor.

Çeviri: Şevkiye Çakır

Kategorideki diğer yazılar

Sofya bölgesinden nakışlara prehistorik bilgi ve bilgelik özgü

„ Softa bölgesinden ‘svilenik’lerin prehistorik sembolleri’ başlıklı araştırma çok ilginç. Sahibi Yulia Boeva ‘Prof.Panço Vladigerov’ müzik akademisinin mezunu, sanat tarihi doktorudur. Uzun yıllar Bulgaristan Bilimler Akademisi’nin Kültür Araştımaları..

Eklenme 12.03.2021 12:02

"Kukerlandiya" bu sene izleyicileri köylere götürecek

Yambol kasabasında ve yakınlardaki yerleşim yerlerinde, 12 Mart'ta şehrin bir simgesi haline gelen ve çoktandır sabırsızlıkla beklenen "Kukerlandia" festivali başlıyor. Her yıl etkinlik, Bulgaristan'ın dört bir yanından değişik maskelerle süslenmiş,..

Eklenme 04.03.2021 14:47
Sapareva Banya

Amatör sanatı – sevgi, ihtiyaç ve gelenek demek

Birbirimize martenitsa taktığımız 1 Mart gününü hepimiz severiz. Bu kırmızılı-beyazlı muskaların başka bir anlamı da var – 1 Mart aynı zamanda Bulgaristan’da  Amatörler günü  olarak da kaydedilir. Baba Marta adlı eski putperest geleneğe bağlı kaldığımız..

Eklenme 01.03.2021 09:05