Avrupa Birliği, Pekin ile son dönemde yaşanan sözüm ona "dikenli" ekonomik ilişkilere aktif olarak çözüm arıyor. Son iki hafta içinde üç farklı Avrupa Komisyonu üyesinin Çin'e yaptığı ziyaretler bunu kanıtlanıyor.
Çin, nadir toprak malzemeleri ve yenilenebilir enerji tesislerinden ilaç sanayisine kadar, birçok sektör için önemli tedarikçidir. Ancak ABD'nin benzerine sahip olmasına rağmen Çin'de yeşil teknolojilere yönelik rakip devlet desteğine karşı ilk somut adım atıldı:
„Avrupa Komisyonu, Çin hükümetinin elektrikli araçlara yönelik sübvansiyonları hakkında soruşturma başlattı. En düşük seviyelere ulaşma yarışı şöyle dursun, Avrupa rekabete açıktır. Haksız uygulamalardan kendimizi korumalıyız”- Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in yaklaşık üç hafta önceki bu açıklaması, Pekin'i kızdırdı, çünkü soruşturma, Avrupa rekabetine zarar verecek şekilde daha düşük fiyatla sunulan Çin arabalarına cezai gümrük vergileri uygulanmasına yol açabilir.
Çin Ticaret Bakanlığı bu hareketi “bariz korumacılık” olarak kınadı.
Avrupa Politico gazetesi, bu tür soruşturmaların genellikle yaklaşık bir yıl sürdüğünü belirtiyor, ki bu da bir sonraki Avrupa Komisyonu'nun, özellikle Almanya'yı etkileyecek olan Çin ile bir ticaret savaşı başlatıp başlatmayacağına karar vermesi gerektiği anlamına geliyor.
Oysa sektör daha da büyümeye hazırlanıyor, elektrikli araç satışlarının yalnızca bu yıl neredeyse üçte bir oranında artarak toplam 560 milyar dolar değerinde 14 milyon adede ulaşması bekleniyor. Çin'e yönelik soruşturma, ancak "sınır koymadan"AB'nin ilişkiyi "riskten arındırma" planının bir parçasıdır.
„Çin, Avrupa'nın Çin'in elektrikli otomobillerine yönelik sübvansiyon karşıtı soruşturma planına ilişkin derin endişesini ve güçlü memnuniyetsizliğini ifade ediyor. Avrupa’nın konuya temkinli yaklaşarak serbest ve açık piyasayı sürdürmesini umuyoruz.Bu, Avrupalı tüketiciler, Avrupa'nın yeşil ve düşük karbonlu kalkınması ve iklimin korunması konusunda küresel işbirliği için iyi bir adımdır” - ifadelerini kullandı Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, Pekin'de Avrupa Ticaret Komiseri Valdis Dombrovskis ile yaptığı görüşme sırasında. Valdis Dombrovskis ise Çin ile neredeyse 400 milyar avroya ulaşan büyük ticaret açığından bahsetti:
„Geçen yıl Avrupa Birliği, Çin ile 865 milyar avroluk rekor bir ikili ticaret kaydetti. Ancak AB'nin neredeyse 400 milyar avroluk ticaret açığı varken durum dengesizdir. Açık yürekliğimiz kötüye kullanıldığı durumlarda kendimizi korumamız gerekiyor. Ancak AB'nin Çin'den kopmadığını ve ayrılmaya da niyeti olmadığını vurguluyorum.“
Pekin'deki Avrupa Ticaret Odası Başkanı Jens Eskelund da Çin'in hangi yolu seçeceği sorusunu yöneltti:
„Her ikisi de olmaz, peki hangisi? Ulusal güvenliği ve özerkliği güçlendirmeye odaklanıp yabancı şirketlerin aleyhine düzenlemeleri sıkılaştıracak mısınız, yoksa reform yapıp dışa açılma mı yapacaksınız? Sorumuz şu: Nasıl bir ilişkimiz olacak? Çin'in Avrupa'ya, Avrupa'nın Çin'e ihracatından üç kat daha fazla ihracat yaptığı bir durumla karşı karşıyayız. Sürdürülemez boyutlara ulaştık ve bu artık politik bir sorun haline geliyor. Çin'in ilişkilerimizi ne şekilde yeniden dengeleyeceği konusunu düşüneceğini kuvvetle umuyoruz.”
Dombrovskis ayrıca bir başka önemli konuyu da gündeme getirdi.Avrupalı şirketler, güvenlik alanındaki katı kanunlar ve onun deyimiyle "siyasallaşmış" iş ortamı durumunda, ülkedeki geleceklerini sorguluyorlar:
„Birçok şirket bu ülkedeki konumlarından şüphe ediyor. Son on yıldır her iki tarafın da kazandığı ilişkilerin önümüzdeki yıllarda kayıplara dönüşüp dönüşmeyeceğini merak ediyorlar.Yeni dış ilişkiler ve casuslukla mücadele yasaları iş dünyamız için büyük endişe kaynağıdır.Avrupalı şirketler yükümlülüklerini tam olarak anlamıyor, ki bu da Çin'e olan güveni ciddi şekilde zedeleyen ve yeni yatırımları caydıran bir faktördür.”
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Vera Yurova da Еylül başında Pekin'e yaptığı ziyaret sırasında bu konuya değindi:
„Kimse Çin yasalarını eleştirmiyor. Sadece bunların net olmasını ve uygulanmasının nispeten kolay olmasını istiyoruz. Avrupa Birliği kendisini Çin'den ayırmak istemiyor. Ancak rekabetçi kalabilmek ve Avrupa'nın en önemli çıkarlarını korumak için karşılıklı ekonomik bağımlılığımızın risklerini azaltarak ve teknolojik güvenlik konularında ilerleme kaydederek dayanıklılığımızı ve rekabet gücümüzü geliştirmemiz gerekiyor.”
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Wang Wenbin, bu iddialara şöyle yanıt verdi:
„Çin bir risk kaynağı değil, riskleri önleyen ve etkisiz hale getiren sağlam bir güçtür.İster finansal istikrarın korunması, ister enflasyonun sınırlandırılması, ister enerji krizlerine yanıt verilmesi ve yeşil dönüşümün sağlanması için Çin, Avrupa Birliği'nin önemli ve işbirliği yapmaya hazır bir ortağıdır.”
Dombrovskis, Brüksel ve Pekin'in makroekonomik ve mali konularda periyodik görüşmelere devam edeceğini söylerken mesajlarından biri, dünyanın Çin'e ihtiyacı olduğu gibi Çin'in de dünyaya ihtiyacı olduğuyönündeydi. Ve Avrupa ticaret heyetinin ziyaretinin sonuçları hakkında daha fazla bilgiyi Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng'den aldık:
„Çin, AB'ye ithalatı genişletmeye hazır ve Avrupa’nın Çin'e yüksek teknolojili ürünlerin ihracatına yönelik kısıtlamaları kaldırmasını umuyor. İki ülke, Avrupa tarım ürünlerine yönelik pazara erişim sürecini hızlandırma ve Çin pazarına daha kaliteli tarım ürünlerinin girmesi konusunda anlaştı.”
Dombrovskis'in öncelikleri arasında Çin'in kınamayı reddettiği ve kendisini tarafsız bir ülke olarak tanıttığı, ancak Rusya'nın uluslararası izolasyonda olduğu bir dönemde Moskova'ya diplomatik ve mali fırsatlar sunduğu Ukrayna'daki savaş da vardı:
„Uluslararası hukuka göre, Ukrayna'nın ittifaklara serbestçe katılma hakkı vardır. Bu bağlamda Çin'in konumunu anlamak bizim için zor. Savaş, gıda ve enerji fiyatlarının artmasına neden olan küresel bir felakettir. Rusya'nın Ukrayna'nın tahıl ihracatını sabote etmesi gelişmekte olan dünyaya zarar veriyor. Gıda güvenliği, Çin için bir önceliktir. Başbakan Yardımcısı Lifeng ile gerçekleştirdiğim görüşmemde, Türkiye ve BM ile paralel çalışan Karadeniz Tahıl Girişimi'nin yeniden canlandırılması yönündeki iş birliğinin güçlendirilmesini talep ettim.“
AB ile Çin'in ekonomik çıkarları arasında bir denge kurmak mümkün mü?
Sofya "Sveti Kliment Ohridski” Üniversitesi Çin Dili Bölümü’nden profesör Aleksandır Aleksiev'in cevabı şöyle oldu:
„AB ve Çin'in ortak olarak artan jeopolitik ve ekonomik bağımsızlığı, iki ülke arasında 2020 yılına kadar ortak bir stratejik işbirliği programına yansıyor ve bu, dış politika ve güvenlik politikası da dahil olmak üzere çok geniş bir alanda işbirliğinin genişlemesine yol açıyor.
Ancak eski ilişkilerözellikle Çin'in Ukrayna'daki Rus saldırganlığına karşı tutumunun bir sonucu olarak ve ayrıca insan hakları alanındaki AB yaptırımları nedeniyle ve Çin'in Tayvan Boğazı'nda gösterdiği ekonomik baskı ve saldırganlık nedeniyle2022'de kötüleşti.
Çin, şu anda küresel yönetiminin tüm dokusunu değiştiren, artan siyasi nüfuza sahip sistemik bir rakip olarak tanımlanıyor. Dengesizlik oldukça büyük. AB büyük bir oyuncu, aslında ABD'nin yanı sıra Çin de ana ticaret ortağıdır. Çin, pozitif, oldukça büyük bir ticaret dengesinin bulunduğu ABD de dahil olmak üzere, ABD 'den sonra halihazırda AB'nin ikinci büyük ticaret ortağıdır.“
Peki büyük ticaret açığının nedenleri nelerdir, Çin neden AB'den daha az mal satın alıyor?
„Çin gittikçe daha az satın alacak, çünkü bilindiği gibi Çin resesyonda demeyelim ama ekonomisinde bir yavaşlama var. Şu anda büyümenin düştüğü bu dönem, gittikçe daha az satın almasının nedenlerinden biri.Bir diğer önemli neden ise iç politikadır. Çin sözüm ona "çift döngü" yeni bir politika başlattı, ki bu da pratikte ekonomiyi kendi kendine yeterliliğe doğru itiyor.
Bu felsefeye göre "büyük döngü", Çin'in kaynaklarının büyük çoğunluğunu kendi üretmesi ve bu kaynaklarda kendi kendine yeterli olması anlamına geliyor ve ikinci ek döngüde yalnızca ekonominin üretemediği kaynak ve unsurları yurt dışından ithal ediliyor.“
Sofya Üniversitesi Çin Dili Bölümü profesörü Aleksandır Aleksiev, Brüksel ile Pekin arasındaki ekonomik ilişkilerin mevcut aşamasını analiz etti:
„AB, örneğin elektrikli otomobiller ve diğer taşıtların temel bileşeni olan pilleri oluşturan nadir toprak elementlerine ve metallere giderek daha fazla bağımlı hale geliyor. Buna ek olarak AB, nadir toprak metalleri tedarikinin yaklaşık yüzde 98'i, özellikle de magnezyumun yüzde 93'ü ve lityumun yüzde 97'si için tek bir tedarikçiye güveniyor, ki o da Çin'dir.
Çin'i, Rusya'nın politikalarını ve yanlış yönlendirilmiş savaşını desteklemekle yakın ilişki içine sokan politika ve Rusya'nın hidrokarbon kaynaklarını silah haline getirme örneği göz önüne alındığında,aynı şekilde Çin'in elektrikli olmayan araç üretiminin bu önemli unsurlarını Avrupa'nın bağımlı olacağı ve baskı altında kalacağı bir araca dönüştürme tehlikesi de var.
Cumhurbaşkan Şi Cinping, ülkesinin gündemini dayatırmak amacıyla uluslararası sistemi etkileyebilecek güce sahip olmasını istiyor.”
Ursula von der Leyen'in Çin'in elektrikli otomobillerine yönelik büyük devlet sübvansiyonlarına ilişkin açıkladığı soruşturmayı Prof. Aleksiev şöyle yorumladı:
„AB, Çinli üreticilerin Avrupa sübvansiyonlarından yararlandığı ve bunun yerli üreticilerin tasfiyesine ve bunların yerine Çin'den ucuz, Avrupa sübvansiyonlu güneş panelleri ithalatına yol açtığı güneş panellerinde yaşanan hatayı tekrarlamak istemiyor.
Her ne kadar düşük karbon emisyonlarına yeşil bir geçişimiz olsa da, bu üretimin yok edilmesi pahasına olamaz. Mevcut jeopolitik ortamda AB'nin yeniden dış tedarikçiye bağımlı kalmasına izin vermemesi gerekiyor. Soruşturma, Çin'in AB'ye otomobilleri gerçekte üretme maliyetinden daha düşük bir fiyata satarak fiyatları kötüye kullandığını kanıtlamalıdır.”
Yazı: Silviya Petrova
Türkçesi: Şevkiye Çakır
Bu haber, AB “Euranet Plus” Radyo Ağı çerçevesinde hazırlanmıştır. Haberin orjinalini buradan dinleyebilirsiniz.
Bundan t am 3 yıl önce, 24 Şubat'ta Rusya'nın Ukrayna'yı işgali başladı . B u olay, II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden 77 yıl sonra Avrupa'yı “ uyandırdı ” ve kıtada yeni bir çatışmanın önlenmesi olmak üzere, AB'nin temel..
Slovakya’nın başkenti Bratislava’daki “Hristo Botev” anaokulundaki öğretmenlerin esas aldıkları ilkeler – kendi başıma yapmama yardım et, doğayla iç içe olmamı sağla, bağışıklık sistemimi güçlendir. “Hristo Botev” Bulgar Okulu Dostları Derneği’nin..
Üç yıldır Bulgaristan’da mezun olan genç doktorlar arasında yurtta kalmayı tercih edenlerin sayısı artıyor. 2024 Sofya Tıp Akademisinden 224 mezun arasında yapılan ankete göre, % 74,3 ’ü Bulgaristan’da kalıp, çalışmayı tercih ediyor. İlk defa..