Günün Programı
Bulgaristan Ulusal Radyosu © 2022 Tüm hakları saklıdır

Bulgaristan’ın Birleşmesi- halkın, siyasetçilerin ve ordunun ortak davası

“Birleşmiş Bulgaristan”- Nikoly Pavloviç’ten litografi.
Photo: Архив
Bulgaristan Prensliği’nin Doğu Rumeli ile 6 Eylül 1885 tarihinde Birleşmesi, Bulgaristan’ın en yeni tarihinde en önemli olaylardan biridir. Birleşme, Bulgarların ulusal birleşme programının gerçekleşmesi yolunda atılan başarılı bir adım ve milli devrimin bir devamıdır. Koca Balkanın ( Sıra Dağları ) iki tarafında bulunan Bulgarlar, Bulgaristan’ın Osmanlı esaretinden kurtuluşundan sadece 7 yıl sonra Büyük Güçlerin tertiplediği Berlin Antlaşmasına meydan okuyorlar ve tarihte çok nadir rastlanan olağanüstü birlik ve milliyetçilik duyguları içersinde özgür yaşamak için siyasi iradesini ortaya atıyorlar.

7’inci asırda kurulan Bulgaristan Devleti zengin bir tarihe sahiptir. Ancak beş asırlık Osmanlı esaretinden dolayı Bulgar ulusunun yaratılması genelde 19’uncu asrın 70’li yıllarında tamamlanmaktadır. Bu süreç içersinde iktisadi kalkınma, kendi dilinde bir kültür yaratmak, bağımsız kilise ve devlet mücadeleleri, ortak ulus bilincini yaratmak gibi önemli tarih hususları yer alıyor. Tarih boyunca Bulgar milleti, coğrafi açısından Kuzey Bulgaristan olmak üzere Karadenizden Niş’e kadar, Trakya Ovasından Ege Denizine kadar, Makedonya’dan Ohri, Debre ve Struga’ya kadar uzanmaktadır. Milli kurtuluş hareketleri, 1876 yılında patlak veren Nisan Ayaklanması ve onu takip eden Rus-Osmanlı Savaşı sonucu Bulgaristan özgürlüğüne kavuşmuştur. 3 Mart 1878 yılında İstanbul Yeşilköy’de imzalanan Antlaşma sonucu Bulgaristan neredeyse eski topraklarına kavuşmuş bulunuyor.

© Fotoğraf: arşiv

“Berlin Kongresi” – ressam Anton von Werner, 1881.


Ancak Büyük Güçler, kendi siyasi menfaatlerini korumak amacıyla söz konusu devlet sınırlarını tanımadılar. Büyük Güçler, Temmuz 1878 yılında düzenlenen Berlin Kongresinde Bulgar milletinin ve tüm Balkanların kaderini değiştirecek önemli kararlara imza atıyorlar. İmzalanan antlaşmaya göre, Bulgaristan toprakları beşe bölünüyor: (Sultana bağlı vasal olarak) özgür Prenslik Sofya bölgesine Kuzey Bulgaristan toprakları dahil ediliyor. Güney Bulgaristan, Doğu Rumeli (Rumel -i Şarkı) vilayeti olarak adlandırılırken bu özerk vilayet, Osmanlı Devletine bağlı kalıyor. Makedonya ve 1877-1878 Rus-Osmanlı Savaşında kurtarılan Doğu Trakya’nın bir kısmı Osmanlı İmparatorluğuna iade edilmiştir. Sırbistan Kralığına Pirot, Niş ve Vranya bölgelerindeki topraklar verilirken Kuzey Dobruca Romanya Kralığına teslim ediliyor.

Berlin Antlaşmasına İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya, Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu devlet liderleri imza atmaktadır. Söz konusu antlaşma her halkın özgürce karar alma hakkını gözardı ederek tamamen özgür bir devlet sorununu ortaya atıyor ve bütün Bulgarların birleşik, ulusal ve özgür bir devlette yaşama hakkını elinden alıyor. Bu sorunun çözüme bağlanması amacıyla Bulgar halkı on yıllar boyunca mücadele ediyor. Nihayet ilk başarı 1885 yılında Doğu Rumeli (Rumel -i Şarkı) vilayetinin Bulgaristan Prensliği ile birleşmesi sonucu yaşanıyor.

Berlin Antlaşmasının, Doğu Rumeli (Rumel -i Şarkı) vilayetini diğer özgür kılınmayan topraklara nazaran en elverişli duruma getirmesine rağmen, burada da 1878 yılında başlayan birleşme hareketleri hız kesmiyor- birleşme, göçmen ve diğer örgütlerin ana amacı oluyor.

10 Şubat 1885 tarihinde Plovdiv’te Nisan Ayaklanmasının önderlerinden ve “Zapiski po

© Fotoğraf: arşiv

Bulgar Gizli Devrimci Komitesi'nin yönetimi /soldan sağa ikinci Zahariy Stoyanov/.

Bılgarskite vıstaniya” kitabının yazarı, ünlü gazeteci Zahariy Stoyanov’un başkanlığında gizli devrimci komitesi kuruluyor. Komitenin ilk görevi, Makedonya’yı kurtarmak ve “Berlin Antlaşması sonucu beş parçaya bölünen Bulgar halkının birleşmesidir”. Birkaç ay sonra Bulgar Gizli Merkez Devrimci Komitesi elverişsiz uluslararası ortamını değerlendirince çalışmalarını Prens Birinci Aleksandır Batemberg hükmü altında Güney ve Kuzey Bulgaristan’ın birleşmesiyle sınırlandırmaktır. Bu arada devrimci Komite yoğun çalışmalarda bulunuyor. 28 Mayıs 1885 yılında Zahariy Stoyanov’un kaleminden “Borba” gazetesinin ilk sayısı çıkıyor. Gazete birleşme çağrılarını yayınlıyor.
6 Eylül 1885 tarihinde Plovdiv’teki Bulgar Gizli Merkez Devrimci Komitesi, askerin ve toplumun desteğini alarak Doğu Rumeli’nin Bulgaristan Prensliği ile birleşmesini ilan ediyor. Doğu Rumeli Valisi Gavrail Krısteviç, vilayetin Osmanlı İmparatorluğunun hükümlerinden koptuğuna dair işaret olarak, görevden alınıyor. 8 Eylül’de Prens Birinci Aleksandır Batemberg yayınladığı özel bildiride Birleşmeyi tanıdığını ve “bundan böyle Kuzey ve Güney Bulgaristan Prensi olarak adlandırılmasını kabul ettiğini” ilan ediyor.
Bulgarlar tarafından koşulsuz onaylanan Birleşme, Türkiye’nin menfaatlerine doğrudan dokunmuş oluyor ve Berlin Antlaşması her açıdan çiğnenmektedir, ki Birleşmenin tanınması tamamen Büyük Çüçlerin onayına kalmıştır.

© Fotoğraf: muzeini-relikvi.net

“Prens I. Aleksandır’ın 9 Eylül 1885’te yaptığı Plovdiv ziyareti”, ressam Pietro Montani.

Avrupa ülkeleri, tek başına gerçekleştirilen bu adımı kınarken hiç bir ülke açıkça desteklediğini beyan etmemektedir. Bundan en rahatsız olan da Rusya’dır, çünkü Birleşme onun onayı ve haberi olmadan gerçekleştirilmiştir. Rusya’nın olumsuz tutumu İngiltere’nin de buna ters düşen görüşünü belirlemiş oluyor, ki İngiltere bu durumda Rusya’nın Bulgaristandaki otoristesine gölge düşürme fırsatını yakalamaya çalışıyor. Avrupa hükümetleri, Bulgar sorununun İstanbul’da düzenlenecek bir büyükelçiler konferansına taşınması kararını alıyor. Eylül-Ekim 1885 döneminde Petko Karavelov hükümeti birleşme sürecini sağlamlaştırmak amacıyla bir dizi faaliyetlerde bulunuyor. Ancak Petko Karavelov hükümeti, Birleşmeye karşı olan Sırbistan’ın Bulgaristan’a ilan ettiği savaşı önleyemiyor ve savaş kaçınılmazdır. 2 Kasım 1885 yılında Sırp ordusu Kral Milan komutası altında Bulgaristan topraklarını işgal ediyor. Aynı gün Prens Birinci Aleksandır Batemberg yayınladığı özel manifesto ile tüm Bulgarları “Vatanını ve Özgürlüğünü korumak” çağrısında bulunuyor.

© Fotoğraf: arşiv

"Sırplar barış için yalvarıyorlar", 1885 yılından postal kart.

Sırp işgali ancak ve ancak beş gün devam ediyor, bu zaman Bulgar birliklerinin Güney Bulgaristan’dan çekilip batı cepheye konuşlandırılması için yeterli oluyor. Tarihi gün 7 Kasım 1885 tarihinde Slivnitsa yakınlarında yaşanıyor. Burada Bulgar birlikleri Sırp birliklerini bozguna uğratıyor. Bir sonraki haftalarda Bulgar ordusu tüm cephe boyunca ilerliyor. Sırbistan, yenilgiyi tanımak ve Bulgaristan ile barış anlaşması imzalamak zorunda kalıyor. Bulgarların Birinci Dünya Savaşındaki zaferi, Avrupa’nın saygısını ve hayranlığını kazanıyor. Sonuç olarak Kuzey ve Güney Bulgaristan’ın birbirinden kopması imkansız oluyor. 24 Mart 1886 tarihinde Büyük Güçler, İstanbul “Tophane” Sarayında bir anlaşmaya imza atıyorlar. Bu antlaşmaya göre, Doğu Rumelinin yönetimi, Bulgar Prensine teslim ediliyor. Günümüz açısından, Bulgaristan’ın Birleşmesi, tek başına ve en önemlisi halkın, siyasetçilerin ve ordunun ortak güçleri sonucu gerçekleştirlen bir zafer örneği teşkil ediyor.

Türkçesi: Şevkiye Çakır

По публикацията работи: Doç. dr. Vasilka Tankova

Kategorideki diğer yazılar

Stara Zagora’da, Bulgaristan’da hac turizminin geleceği masaya yatırılıyor

Bugün Stara Zagora’da “Bulgaristan’da hac turizmi – gelişme umutları” konulu forum düzenlenecek . Etkinlikte, farklı dönemlerden kalma, korunmuş yerel dini unsurların sergilendiği, Stara Zagora’daki Dinler Müzesi’ne turist çekmeye ağırlık..

Eklenme 27.09.2022 06:15

Dünya’nın her noktasından Yahudiler Silistra’ya akın ediyor

Dünyanın her yerinden dindar Yahudiler, Yahudi Yeni Yılı olan Roş Haşanah günlerinde Silistra’ya akın ediyor . Yahudiler, en saygın 12 hahamdan biri olan Eliezer Papo'nun  mezarını ziyaret ediyor. Bu yıl kutlamalar 25 Eylül’de başlayıp, 27..

Eklenme 26.09.2022 14:08

Cuma öğleden sonra

Bulgaristan topraklarında doğup yetişen ve genç bir filizken doğduğu toprakların bağrına saklanan yazar, şair ve hatip Mehmet Fikri (1908-1941), ardında toplumun derdine merhem olacak pek çok yazı ve şiirler bırkamıştır. Onun kaleme aldığı eserlerin esas..

Eklenme 23.09.2022 14:05