Bulgaristan’ın tarihi minnet ve saygıya şayan birçok olay ve günlerle doludur. Onların bir kısmı resmi bayram olarak ilan edildi. Bu günler şehir hayatından uzaklaşıp, tatil yapmanın yanında, bir de ailen dışında, Bulgaristan’da hür ve onurlu vatandaş olarak yaşamanı kime ve neye borçlu olduğunu düşünme zamanlarıdır. Özgürlük, tepside sunulan bir nimet değil, alın teri, kahraman kanı ve özveriler sonucu elde edilen bir değerdir.
3 Mart 1878’de Sanstefano (Ayastefanos-Yeşilköy) Barış Antlaşması Rus- Türk Savaşına son verir. Bulgaristan büyük bir özerk prenslik olur. Bundan önce sultanın resmiyetini tanıdığı Bulgar Ortodoks Ekzarşi topraklarını içine alır bu yeni prenslik. Bu antlaşmanın imzalanmasıyla ilgili heyecan kısa sürer. Bu bir ön sözleşmedir ve revizyona açık maddeler içermektedir. Temmuz 1878 tarihinde Berlin Kongresinde anlaşma yeni düzenlemelerden geçer ve Avrupa’daki Büyük Güçler Bulgaristan’ı üçe bölüyor.
Kuzey Bulgaristan ve Sofya civarında Bulgar Prensliği bu topraklarda kalır. Birleşme yolundaki ilk başarılı adım 1885 yılında Bulgaristan Prensliği ile Osmanlı yönetiminde özerk bölge olan Doğu Rumeli topraklarının birleşmesiyle atılır. Makedonya ve Edirne Trakya bölgesi padişahın yönetiminde kalır. Milli birleşme fikri dışında toplumda bağımsızlık fikri belirginleşir. Yıllar içinde birkaç kez Bulgaristan bağımsızlığının ilanı düşünülür. 1908 yılında İstanbul’da Jön Türkler ihtilaliyle bağımsızlık süreci belirginleşir. Bu ihtilal Osmanlı İmparatorluğunun saflarını zayıflatır ve devlet iç problemlerle boğuşur. Rus- Türk Savaşı sonucu, Bulgaristan’ın beş asırlık Osmanlı esaretinden Kurtuluşu, 3 Mart 1878 yılında gerçek oluyor, fakat ülkenin bağımsızlığının tanınması uzun bir sürecin ardından geliyor, ki bağımsızlık davası için Kurtuluş sonrası kurulan tüm Bulgaristan hükümetleri seferber oluyor. Prens Ferdinand, Bulgaristan’ın Bağımsızlığını ancak 22 Eylül 1908 yılında ilan ediyor.
Bulgaristan Ulusal Radyosu (BNR) Altın Fonu Veliko Tırnovo’dan oyuncu Sava Dimitrov’un ses kayıtları korunuyor. Dimitrov, 17 yıl boyunca Bağımsızlığın ilan edildiği manifestosunu okuyan Prens Ferdinand’ı seslendirir.
19 Şubat 1878 yılında Bulgaristan’ı asırlarca bileklerini kilitleyen kölelik prangalarını kırdık. O zamandan beri 30 yıldır Bulgar halkı kahramanlarına minnettarlık duyarak, güzel topraklarının kalkınması için çabalar. Burada benim ve Prens Aleksandır’ın yönetiminde çağdaş ülkelerle boy ölçebilecek bir devlet kurduk. Her zaman barışsever olan halkım şimdi kültürel ve ekonomik gelişim arzuluyor. Bu anlamda kimse ve hiç bir şey Bulgaristan’ın ilerlemesine engel olamaz. Bulgaristan ve Türkiye arasında oluşan soğukluk ülkenin normal ve sakin gidişatına set koyuyor. Hem Türkiye, hem Bulgaristan hür ve bağımsız devletler olarak, dostane ilişkiler kurmak ve pekiştirecek şartlara sahip. Bir birinden bağımsız bu iki devlet dostluğu geliştirip, kendi içişlerine teslim olacaktır. Devletin ve halkın beklentilerine cevap vermek üzere, Yüce Tanrı’nın rızasıyla 6 Eylül 1885’te birleşmiş olan Bulgaristan’ı Bağımsız Bulgar Çarlığı ilan ediyorum. Bu eylemin Büyük Güçler ve dünyadaki aydın çevrelerin desteğini alacağına inanıyorum. Yaşasın özgürlük ve bağımsız Bulgaristan.
Bu tarihten sonra Bulgaristan kendi özerk dış politikasını yürütüyor, sınırlarını muhafaza ediyor, vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini koruyabiliyor. Bugün, bağımsızlık gününden 110 yıl sonra Bulgaristan vatandaşlarının hedefleri ve umutları farklı yönde gelişiyor. Bir asır önce halkın göstermiş olduğu birlik ve bütünlük bugün artık yok. O yüzden 22 Eylül gibi önemli tarihler günümüzde sadece resmi tatil günü değil, milli özgüveni tetikleyen günler olmalıdır.
Fotoğraflar: arşiv ve BGNES
Çeviri:Sevda DükkanciHer insan özeldir. Cenâb-ı Allah’ın ikramı olan bu özellik apayrı bir güzellik taşır. Çünkü insan özü itibarıyla, kendisini ve her şeyi yoktan var eden ile özel bir bağa sahiptir. İnsanı özel ve güzel hâle getiren ise “Ona ruhumdan üfledim” diyen Yüce..
Ortodoks Kilisesi 17 Ocak’ta Hristiyan doktrininin katı savunucusu Büyük Aziz Antonios yortusunu kutluyor. Antonios, Kilise’nin Arius İhtilafına karşı mücadelesinde yer aldı. İskenderiye’ye giderek Ariusçuluğun savunucularıyla açık bir tartışmaya..
Lyulin dağının yamaçlarına sessizce yaslanan “Azizе Petka” Klisura Manastırı gizemli ve ruhani havasıyla dikkat çekiyor. Manastır, Bankya tatil beldesine sadece 7 kilometre uzaklıkta olup Klisura köyü yakınlarında bulunmaktadır. Dünya telaşı ve..