Yollar köyden de geçer

Bulgar Pollenity şirketi, arıların korunmasına dair akıllı algılama cihazı üretti

Sergey PetrovBirleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Raporuna göre, günümüzde rekor miktarda gıda üretimine rağmen, insanoğlu açlık tehlikesiyle yüz yüze bulunuyor. Dokuz bitki türü, dünyadaki toplam tarımsal ürünlerinin yüzde 66'sını oluşturmaktadır. Bu listede şeker kamışı, mısır, buğday, pirinç, patates, soya, şeker pancarı, palmiye yağı ve manioka yer alıyor. Dünya genelinde 6 bin bitkinin yetişmesine rağmen, sadece 200 tanesi tabağımızda yer alıyor. Aynı zamanda dünyada elde edilen tarım ürününün yüzde 75’i tozlaşma sonucu meydana geliyor, yani tamamen arılara bağlıdır.

Pollenity isimli Bulgar şirketi, arıların korunmasını görev bilmiş ve başarılı bir çözüm geliştirmiştir.

Şirketin kurucusu Sergey Petrov, “Uzay meydan okumalar” başlıklı eğitim programına katıldıktan sonra yüksek teknolojiler sayesinde arıların korunmasına dair fikirler ve arıların hayatta kalmasına dair bir cihaz üretriyor.

Söz konusu cihaz sayesinde kelimenin tam anlamıyla arı kovanın içi gözetleniyor ve böylece sıcaklık, nem, vs olmak üzere çok sayıda parametre kaydediliyor. Ama geliştirilen teknolojinin en büyük avantajı, arıların “vızıltılarını dinleyen” bir mikrofonun bulunması. Mikrofon sayesinde arılardaki kayıplar asgari düzeye indirilebiliyor. Mesela Bulgar şirketinin ürettiği yeni teknoloji sayesinde Avustralya’da arı kovanlarında  Amerikan yavru çürüklüğü olarak bilinen ve spor oluşturan bir bakteri, tespit edildi. Böylece bakterinin ve hastalığın Avustralya’daki arılar arasında yayılmasına engel olundu ve arı aileleri kurtarıldı. Bugün, Pollenity şirketinin akıllı algılama cihazı, 5 kıtadaki arıcılar arasında kullanılmaktadır.

Sivrisineklere karşı ilaçlama arılar için tehlike oluştuyorFoto: BGNESSon günlerde sivri sineklere karşı mücadele haberleri sık sık medya yer alıyor. Doğal olarak neredeyse 2 aydır süren yağmurların ardından sivri sinekler çoğaldıkça çoğalıyor ve bugün özellikle Tuna belediyelerinde başlı başına büyük bir sorun oluşturmaktdır. Mesela, sivrisinek istilasına karşı yerel halktan gelen şikayetler sonucu, Bakanlar Kurulu son oturumunda Tuna belediyelerine sivri sineklerle mücadele etmek amacıyla 2 milyon leva tahsis etti. Fakat sivri sineklerle mücadelenin diğer tarafına da bakmak gerek. Yapılan ilaçlamanın arılar için tehlike oluşturulduğuna dair uyarı Arıcılar Birliğinden geldi: “Burada uçakla yapılan ilaçlama söz konusu. Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı, ilaçlama çalışmalarının saat 19.30’dan ve sabah saat 10.00’dan önce yapılmasını talep ediyor. Oysa arıcılar saat 19.30 sonrası arıların merada olduklarından dolayı arı kovanlarını kapatamaz. Artı, söz edilen saatlerde arıların en fazla nektar topladıkları zaman dilimidir. Açıklandığı üzere sivrisineklere karşı kullanılan ilaçlar zararsızdır. Fakat ilaçların püskürtüldüğü arılar ölmese de üzerleri ilaca kokuyor ve koktuklarından dolayı arı kovanlarında bulunan arılar bunları kovanlara almıyor. Böylece arı ailesi zayıflıyor, çünkü nektar toplayacak arı sayısı düşüyor.

 Burada da seçim yapmak zorundayız. Arılar mı, yoksa sivri sinekler mi?

Kayısı diyarı  Silistra bölgesinden üreticiler, Yunanistan'dan meyve ithalatı ve ürünlerinin düşük alım fiyatları nedeniyle zararda

Foto:arşivBiliyorsunuz birkaç yıldır arka arkaya ilkbaharda yaşanan soğuklar, yağmurlar ve zirai don nedeniyle ülkemizde kayısı hasadı neredeyse sıfıra düşmüş bulunuyordu. Bu yıl tüm olumsuz hava şartlarına rağmen kayısı hasadı çiftçilerimizin yüzünü güldirmeye yetecek kadar. Ama yeni bir tehlike göründü. Yunanistan’dan getirilen kaysılar, Bulgaristan kaysı üreticilerini vurdu. Kaysı diyarı olarak bilinen Silistra bölgesinden üreticiler, Yunanistan'dan meyve ithalatı ve ürünlerinin düşük alım fiyatları nedeniyle zarar görüyor. Bir taraftan bol kayısı hasadı, diğer taraftan ise Yunanistan’dan ülkemize sokulan ucuz kaysı nedeniyle tüccarlar ve arabulucular kayısıların kilo başına fiyatı 70 stotinkaya düşürdüler, yer yer 50 stotinkadan da alıcı bulunuyor.

Bir kayısı üreticisi: “Yunanistan bizim geçimimizi yok ediyor. Bu yıl hasat çok, ama alıcı yok. Arabulucular 50, en fazla 60 stotinka veriyor. 25 stotinkadan ise rakılık kaysılar satın alınıyor. Bu gidişle bırakın günlükçilerin parasını, masraflarımızı bile karşılayamıyoruz.”

Son yıllarda olduğu gibi en azından masraflarını karşılamak için Silistralı kayısı üreticileri Romanya’dan gelen alıcılara bel bağlıyorlar:

“Romanya’dan gelip adeta ellerimizi bağlıyorlar ve ucuza satın alıyorlar. Ama başka çaremiz yok. Başka alıcı olmayınca ister istemez onlara teslim etmek zorundayız. “

Başka bir kayısı üreticisi. “Pazar olmayınca şimdiye kadar yaptığımız masrafları bile çıkaramıyoruz. Kaysı son derece narin bir ağaç, en az 10 kez ilaçlamak zorunda kaldım. Bunun bana maliyeti 2 000 leva oldu.”

Silistra bölgesinde yetişen ve pek dayanıklı olmayan kaysı ürününü kurtarmanın başka bir yolu kayısı işleme tesisine teslim etmek, fakat Silistra bölgesinde böyle bir tesis ne yazık ki mevcut değil.

Bugün düşük fiyatlardan ve son haftalarda düşen sağanak yağmurlardan dolayı tonlarca kayısı ağaçlarda çürümeye bırakılmış halde. Bölge bahçivanları, yakın zamanda buna çözüm bulunmadığı halde, ağaçlarını kökleyince kaysı da ülkemizde nadir yetişen meyvelerden bir tanesi olacak gibi görünüyor.


Kategorideki diğer yazılar

Smolyan

Kırcali, Smolyan, Blagoevgrad ve Haskovo illerine nehir güçlendirme amaçlı 8 milyon levalık destek

Bölgesel Kalkınma ve Bayındırlık Bakanlığından, bu mali desteğin INTERREG V-A Sınır Ötesi İşbirliği Programı Yunanistan - Bulgaristan 2014-2020 kapsamında Bakanlık tarafından sağlandığı bildirildi. Yukarıda belirtilen dört il yönetimi, sınır..

Eklenme 05.12.2019 16:00

Yollar köyden de geçer

Yıllardır, tütünün alternatifi çıktı, tütünün alternatifi bulundu, lavanta oldu, safran oldu, meyve bahçeleri dikildi desek de, tütün üretimi, tütün işlenmesi, tütün ürünleri ve tütün fabrikaları, ülkemizin ekonomisinde önemli bir yere sahip...

Eklenme 03.12.2019 16:26

Bulgaristan’daki halkın “Black Friday” indirimlerine yönelik yaklaşımları

Tüketim toplumunun neredeyse kutsadığı “Black Friday” fenomeni ile Bulgaristan tüketicileri yaklaşık 6-7 yıl önce tanıştı. Dışarıdan gelen bu tüketim içgüdüsüne yönelik ilk tepkiler tartışmalı olmaya devam ediyor. Bulgaristan’daki tüccarlar..

Eklenme 29.11.2019 08:00