Zograf Manastırı arşivinin bilinmeyen daha birçok sırrı var

4
Photo: BGNES

Manastırın yüzyıllardır sakladığı belge, yazı ve basılı kitaplardan oluşan paha biçilmez hazinesi Sofya Üniversitesi "Kliment Ohridski"de düzenlenen uluslararası bir konferansta Avrupa ve Amerika'dan bilim adamlarını bir araya getirdi. Forumda, çalışmalarında manastır arşivini kullanan bilimciler en son bulgularını paylaştılar.

Zograf Manastırı’nın ortaya çıkışı IX. yüzyıldan X. yüzyıla kadar uzanıyor.

"Svodna gramota’’ adlı fermanda yer alan efsaneye göre Zograf Manastırı, bir kilise inşa etmeye karar veren Ohri'li üç asil kardeş- Moisey, Aaron ve İvan Selima tarafından kuruldu. Efsaneye göre, kardeşler koruyucuları olacak bir azizin  yüzünü resmetmek için bir tahta hazırladılar, lakin tam olarak hangi azizi seçmeleri gerektiği konusunda anlaşamadılar ve Tanrı’dan yardım istediler. Еrtesi sabah Aziz Yorgi’nin resmedildiği bir ikonla uyandılar güne. 

Sözü geçen ’’Svo dna gramota’’ adlı fermana gelince, geçen yüzyılın başında, Bulgar edebiyat tarihçisi, arkeolog ve Bulgar ortaçağ edebiyatı ve kültürünü en iyi bilenlerinden biri olan Yordan İvanov tarafından keşfedildi. Fermana dair toplanan tüm yeni bilgiler düzenlenen konferansta sunuldu.

’’İlk defa fermanla ilgili tüm belgelerin kopyaları sunuldu. Ve bu belgelerde yer alan bilgilere dayanılarak manastırın ne zaman ve nasıl ortaya çıktığına dair bir analiz yapıldı. Ancak, yine de çeşitli kaynaklardan toplanan bilgilerin bir efsaneye dayandırıldıkları için, manastırın 919’da kurulduğuna dair bir kuşku var. Ferman aynı zamanda hem metin, hem de görünümü itibarıyla oldukça ilgi çekici- Slav yazılarından bugüne kadar korunmuş en uzun fermanlardan biridir.’’ diye anlatıyor Sofya Üniversitesi Slav Filolojisi Fakültesi’nden prof. Andrey Boyadjiev. 

Manastır kütüphanesi, eski bulgarca yazılarının yanı sıra Paisiy Hilendarski'nin "Slav-Bulgar Tarihi" eserini de barındırıyor.

Zograf Manastırı bağışçısı III Stefan’a ait takdirname."Kuruluşundan bu yana manastır Slav okuryazarlığı ve eğitimi ile hep iç içe olmuştur. Keşişhanede korunan en eski belge X. yüzyılın ortalarından kalmadır ve eski Bulgar döneminin bir yansımasıdır, ki ne yazık ki, o döneme ait çok fazla yazıya sahip değiliz, oysa Bulgar kültürünün gelişiminin başladığı nokta budur. Zograf Manastırı arşivlerinin yardımıyla Eski Bulgar kültürü ile XIV. yy yani Gümüş Çağ kültürü arasında bir bağlantı olduğunu görebiliyoruz. Ve bu kültürün hala yaşayan bir kültür olduğu için, on yüzyıl boyunca, ibadetini hiç durduramayan bir kültür merkezinde nasıl değiştiğini ve geliştiğini de takip edebiliriz.’’ diyor prof. Boyadjiev.

Bu örneklerin bir kısmının kopyaları üniversite kütüphanesinin ev sahipliği yaptığı sergide görülebilir. Burada ‘’Dragan’ın Ayin Kitabı’’ yine Zograf Manastırı kütüphanesinde saklanan Kiril parşömen el yazmasının bir parçası ‘’Zograf Sayfaları’’ ve "Slav-Bulgar Tarihi" eserini görmek mümkün.

Draganov bayram menaion.Patrikhane’ye bağlı Tarih Enstitüsü’nden rahip Kozma Popovski paha biçilmez arşivlerin önemini anlatıyor:

"İlk defa bir Bulgar manastırı tarih, kültür, maneviyat ile ilgili değerlerin genel yapısını ortaya çıkarmayı amaçlayan bir sergi yapıyor. Kimse manastırda tam olarak kaç belge tuttulduğunu bilmiyor, çünkü sürekli yeni belgeler ortaya çıkıyor, zira Zograf Mastırı’nın arşiv mirasına dair sistematik bir inceleme de yapılmadı ve bu konuda bunlar ilk girişimlerdir. Keşişhanenin en eskilere dayanan arşivi mercek altına alınmış değil, lakin en tanınmış anıtlarlara dair bile, hala birçok yeni yeni bilgiler ortaya çıkıyor ve bizlere daha da derin bakış açıları sunuyorlar. Bilimcilerin başka yerlerde depolanan arşivlerle yaptıkları bağlantılar ise, Zograf ve Athos Dağı’nda yer alan diğer manastırların Ortodoks dünyasıyla ne kadar bağlantılı olduklarını daha da net gösteriyor.’’

Fotoğraflar: Diana Tsankova ve özel arşiv

Çeviri: Selami Hasan


Galeri

Kategorideki diğer yazılar

Cuma öğleden sonra

İnsanın kendisini yaratan ve binbir nimetlerle donatan Rabbini anmak, zikretmek için kurulan mabetler İslâm kültürü ve medeniyetinde cami ve mescit olarak adlandırılır. Zamanla camiler bir medeniyet merkezi olmuştur, zira ecdadımız cami..

Eklenme 06.12.2019 16:00

Cuma öğleden sonra

Bir yılın daha defterini dürüp yeni bir yıla girme arefesindeyiz. Geçen yılın hesabını yapıyor, blançosunu çıkartıyoruz. Gelecek yılın plan, programını çiziyoruz… Bunları yaparken dinimize, kimliğimize, kültürümüze, haklarımıza, velhâsıl manevî..

Eklenme 29.11.2019 16:54

Cuma öğleden sonra

Babasız kalan çocukları İslâm dini yetim, yani öksüz kabul etmektedir. İslâm toplumunda yetimler toplumun emanetidir. Onlara sahip çıkmak, onlarla ilgilenmek farz-ı kifayedir, yani Müslümanlardan birileri mutlaka onlara bakış görüş etmelidir, aksi..

Eklenme 22.11.2019 16:30