Günün Programı
Bulgaristan Ulusal Radyosu © 2022 Tüm hakları saklıdır

Cuma öğleden sonra

Müslüman, Veren El Olmalıdır

Stara Zagora Hamza Bey camii.
Photo: Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü

Allah insanı binbir nimetle donatmış, dünya hayatında ihtiyacı olacak şeyleri kendisine sunmuştur. Verdiği nimetleri doğru bir şekilde kullanmasını emretmiştir. Bunu yapması sonucunda ise daha büyük nimetlere ulaşacağını bildirmiştir.

İnsana lütfedilen nimetlerden biri de mal, mülktür. Aslında mal sahibi olma ve onu çoğaltma isteği insanın fıtratında vardır. Bunu çok iyi bilen Yüce Yaratıcımız, insanı mal sahibi olmaya teşvik etmiş, ama bunu helâl yoldan yapmasını emretmiştir. Ayrıca sahibi olduğu malı bir emanet olarak bilmesi gerektiğini, Allah’ın emirleri doğrultusunda harcama yapması lâzım geldiğini bildirmiştir. Aksi takdirde kendisine rızık olarak verilen malı kullanmak yerine malın esiri olacağını, bunun da kendisi için vahim sonuçlar doğuracağını birbirinden anlamlı ve güzel örneklerle, hatta Karun olayında olduğu gibi canlı örneklemelerle de açıklamıştır. Peygamber Efendimiz ise bu hususu Salebe adlı çağdaşı üzerinden beyan etmiştir.

Mal ve mülkün hakikî sahibi Allah’tır. Bizler Onun emanet olarak lütfettiği malın ve mülkün geçici bekçileriyiz. Bize düşen geçici olarak sahip olduğumuz malları Allah rızasını kazanmak için harcamaktır. Belirli bir sınır olmaksızın harcamaya Kur’ân dilinde infak denir. Dinî literatürde infak kavramı “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” şeklinde açıklanmıştır. Bu açıdan bakıldığında infak, farz olan zekâtı, vacip olan fitreyi ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir.  Ama infak dendiğinde daha ziyade kuralları belli olan zekât ve fitre sadakası dışında gönüllü olarak yapılacak hayır ve hasenat anlaşılmaktadır.

Zekât ve fitre ile daha ziyade fakir ve muhtaç durumdaki insanların korunması hedeflenmektedir. İnfak ise daha ziyade Allah yolunda yapılacak her türlü hizmeti desteklemek için verilmelidir. Zekât ve fde dinî okulların ve din eğitiminin geliştirilmesi için de sarf edilebilir. Bu husus göz önünde bulundurulduğunda Bulgaristan şartlarında yapacağımız infakın, Allah yolunda harcamanın en önde gelen yerleri arasında Kur’ân eğitimi yapan Kur’ân kursları, üç imam hatip lisesi veya Sofya Yüksek İslâm Enstitüsünün çalışmalarını destekleyen İslâmî Eğitim Kampanyasıdır. Zira böyle bir yardımda bulunmak hiçbir zaman kesilmeyip devamlı olarak insana sevap getirecek hayırlı bir amele dönüşecektir. Çünkü Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “İnsan öldüğü zaman amelleri kesilir (amel defteri kapanır). Ancak üç şey hariç (bunlardan hasıl olan sevap yazılmaya devam eder): Sadaka-i câriye (akıcı sadaka; okul, cami, köprü, yol, çeşme, hastane ves. yaptırmak gibi), kendisinden istifade edilen ilim (hocanın, öğretmenin talebe oktması, âlimin kitap yazması ves.) veya (öldükten sonra) kendisine dua edecek evlât (yetiştirmek).”

Şeytanın, malımızdan verdiğimiz takdirde fakir düşeceğimiz vesvesesine kapılmadan bize emanet olarak verilen mal ve mülkümüzden Allah’ın rızası doğrultusunda harcamalıyız. Yüce Rabbimizin rızasını gözeterek yapacağımız yardımların sevaplarımızı çoğaltmanın yanında malımıza bereket, yuvalarımıza huzur getireceğini unutmayalım.



Kategorideki diğer yazılar

Karadeniz’in en güneşli havalimanı 95 yaşında

27 Haziran 1927’de o zamanlar “Sidna” ismini taşıyan AIR France şirketi tarafından Burgas Havaalanı inşaatı başlatıldı. Bulgaristan’da havacılık için kilit önem taşıyan havaalanı 29 Haziran 1947’de Sofya – Burgas uçuşlarını gerçekleştirmeye başladı..

Eklenme 27.06.2022 11:33

20. yüzyılın başında Bulgaristan uyuşturucu kaçakçıları için çekim merkeziydi

1988 yılından bu yana Bulgaristan’da 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü olarak kaydedilmektedir. Ancak tarihimizde öyle dönemler var ki, devlet halkı afyon üretmeye teşvik etmiştir. Haşhaş ekimi daha Osmanlı..

Eklenme 26.06.2022 13:05
Plovdiv Muradiye Camii

Cuma öğleden sonra

Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’in en uzun suresi olma özelliğini taşıyan ikinci suresi, yani Bakara suresinin ilk beş ayetinin dördünde inanıp hayatını imanî ve ahlâkî değrlere göre düzenleyen takva sahiplerinden bahseder. Ardından gelen iki ayette ise..

Eklenme 24.06.2022 15:44