Günün Programı
Bulgaristan Ulusal Radyosu © 2022 Tüm hakları saklıdır

Sosyalizm döneminin bohem şehri Burgas

Photo: hotelprimoretz.bg

Bir tek Burgas limanında

Hayatım böyle hayranlık ile doluyor!

Yeni tarihimizde yer alan ve doğup büyüdüğü Burgas şehrinin amblematik yüzlerinden biri olan Hristo Fotev’in 1969 yılında kaleme adığı “Pristanişte” – “Liman” şiiri bu sözlerle başlar.

Hristo Fotev ve enetelektüellerden, sanatçılardan oluşan birkaç arkadaşı, 20. yüzyılın sonlarında Karadeniz şehri Burgas’a “şairler, ressamlar, oyuncular ve müzisyenler şehri” ismini kazandırdılar.

Bu sanatçıların sosyalizm normları dışındaki bohem yaşamının ve yenilikçi düşüncelerinin bütün büyüsü de şehir içinde yer alan ve onlar için adeta “sanat fabrikaları” olan belirli yeme içme mekanlarında oluyordu, diye paylaştı gazeteci Mariana Pırvanova Bulgaristan Radyosu’na verdiği söyleşide.

Mariana Pırvanova, yıllar boyunca o dönemde Burgas’ta bu toplantılara katılan ve tanık olan insanların hatıralarını toplayarak "Bohemskite mesta na sotsa. Burgas” – „Sosyalizmin bohem merkezleri. Burgas” isimli kitabı yayınladı.


Bununla ilgili olarak şunları paylaştı Mariana Pırvanova: „Burgas, 20. yüzyılın 50-lili ve 80-li yıllarında büyük bir şehir değilmiş. Ve buna rağmen, insanların hatıraları ve yazılı belgelerden öğrendim ki o zaman bile şehirde 20 amblematik yeme içme mekanı varmış. Bunlardan 6-sı günümüze kadar korunmuş. Örneğin “Morskoto kazino”, “Primorsko” oteli, “Zlatna kotva” restoranı, “Roza” pastanesi o geçmiş günlere tanıklık ediyor. Ne yazık ki, bu yerler hakkında neredeyse hiçbir yerde bilgi bulmak mümkün değil. Kafelerdeki olaylar “resmi” ve gündelik haytın dışında farklı paralel bir dünya oluşturuyormuş. Bu yerler özgür düşünen insanların bir araya gelip konuştuğu mekanlarmış. Burada gelenek dışı fikirlerin alışverişi ve istişaresi yapılırmış. 


Ve ne yazık ki Bulgaristan’ın dönemdeki bu kültür hayatı basına yansımamış. Bu olaylar sadece onların canlı tanıklarının hatıralarında yaşamaya devam ediyor ve ben kitabımı hazırlarken o insanlara başvurdum”.

Yazar Mariana Pırvanova, “Avrupa’nın kültür hayatı ve tarzı, gemiler, denizcilerin ve entelektüel kesimin seyahatleri sayesinde çabuk bir biçimde Burgas’a da geldiği biliniyor” dedi. Tabi ki bu süreci kolaylaştıran diğer etken de şehirde aralarında Ermeniler ve Yunanların da olduğu birçok etnik toplulukların yaşaması.


Mariana Pırvanova sözlerini şöyle sürdürdü: “Burgas, The Beatles grubunun plaklarını ve genel olarak modern rock müziği plakları satın alınabilecek bir şehirmiş ozamanlar. Ancak daha sonraları bu müzikler Bulgaristan’ın merkez illerine de geçmeye başlıyor.”

Dış dünyaya böyle serbest bir temasın olması ressamlar için çok önemliymiş, çünkü bütün bohem topluluklarının çekirdeği ressamlardır. Ressamlar, sanatta ortaya çıkan yeni eğilimler hakkında bilgi sahibi olup onlardan çok etkileniyormuş, diye paylaştı gazeteci Mariana Pırvanova.


Ozamanın standartlarına rağmen, bu sanatçılar yeni eğilimleri de bizim kültür hayatımıza kazandırabilmişler. 1957 yılında “Adriana Budevska” Burgas Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başlayan yapımcı dörtlüsü de tam bu “yeni havanın” yetiştirdiği sanatçılardır. Venelin Tsankov, Metodi Andonov, Yuliya Ognyanova ve Leon Daniel sayesinde, Burgas tiyatrosu ozamanlar Bulgaristan’da görülmemiş birşeyi başarıyor: Almanyalı drama yazarı Bertolt Brecht’ in bir eserini sahnede izleyici ile buluşturuyor.

Peki bugunün Burgas şehri nasıl? Sorusu üzerine Mariana Pırvanova şu cevabı veriyor:


“Burgas, mimari olarak bir yere kadar o eski zmanlardaki görünümünü hala koruyor. Ancak bana göre sanat ruhundan biraz kaybetmiş. Ancak inanıyorum ki, bugün de hala bu şehre gelen herkes 20. yüzyılın tanıklarının anlattığıbu dostane atmosferi hissediyor... ve Burgas’ı Varna’dan ayırt eden büyük fark da budur. Varna’nın biraz daha sert, tabiri caizse daha resmi bir havası var...”

Çeviri: Özlem Tefikova 

Foto: hotelprimoretz.bg, burgas.bg, BNR-Burgas, znaci-bg.com

Kategorideki diğer yazılar

Milli etnografya müzesinde ‘Bulgar anısı ile ilgili yerler’ konulu sergi

Bilim adamlarından kurulu bir grup, günümüz sınırları ötesindeki milli kültür topraklarımızı tasvir etmek üzere, Bulgar anısı ile ilgili mekanları dolaşmaya başladı.  Anıt, askeri mezarlık, kale surları, kilise, manastırların oluşturduğu bu manevi..

Eklenme 14.08.2022 08:15

Burgas’ta Tuz Festivali

Karadeniz sularının kıyısında Burgas ’a yakın Atanasovsko gölü her yıl “Tus festivaline” ev sahipliği yapıyor . 12 Ağustos 1980 yılında 9 km uzunluğundaki göl nadir kuş çeşitlerinin korunması amacıyla ulusal SİT alanı anons edildi.  Bugün gölün..

Eklenme 13.08.2022 08:00

Sofya Operası repertuarının en yeni örnekleriyle Plovdiv’e konukluk ediyor

Sofya Operası ve Balesi Plovdiv Antik Tiyatrosu’nda üç janrdan amblematik temsillerle sahne alacak.  Bu konukluğun başlangıcını  6 ve  и 7  Ağustos’ta  ABBA topluluğunun müziği ve güftesiyle dünya müzikal sahnelerinde tercih edilen  ‘Mamma Mia’..

Eklenme 07.08.2022 10:10