Günün Programı

Bulgaristan Ulusal Radyosu © 2021 Tüm hakları saklıdır

“Evim, evim güzel evim”

Photo: Архив

“Evden daha güzeli yoktur.”, “Misafirlikte tatlı, ama evde daha da tatlı.”...
Buna benzer atasözler her dilde ve gelenekte mevcut. Bulgar foklorunda ev sadece aileyi barındıran bir bina değildir. Ev, herşeyden önce beraber çalışan, beraber sofraya oturan, acıyı ve tatlıyı paylaşan büyük bir aileyi barındıran bir yerdir. Aynı zamanda ev, yıllık takviminde yer alan bayramların kutlandığı kutsal bir yerdir. Burada insanlar doğup, nişanlanıyor, evleniyor, düğün yapıyor ve sonunda da buradan da bu dünyayı terkediyor. Bundan dolayı da yeni bir evin inşa edilmesi herkes için çok önemli bir andır. Bazı araştırmacılara göre, “ev” kelimesi “gizliyorum”, “saklıyorum”, sığınak veriyorum” kelimelerinden türemiştir.

Yeni evin yeri çok dikkatlice seçiliyordu, çünkü görünmezlerin dünyalaranı, iyiliklerin ve kötülüklerin hakim olduğu dünyalarına inanılıyordu. Ev kurmak için en uygun yerin çayır ve ovanın olduğu düşünülürdü – yuvarlak mekan olduğu ve doğal korunaklardan dolayı. Üstelik, bu yerler yeşillik ile kaplı olunca demek ki, toprak güzel ve bereketlidir. Bazı inançlara göre, orman perilerinin toplandığı yerde ot bitmez. Aynı zamanda çayırda büyük bir kızılçık ağacı varsa, bu ağaçta kötu ruhlar olabilir.

Bazı bölgelerde hala sözüm ona çavdar tohumları ile büyü yapılıyor. Seçilen yere çavdar tohumları serpiliyor. Eğer bir hafta boyunca tohumlar olduğu gibi kalırsa, evin inşaatına başlanabilir. Eğer tohumlar dağılmış halde olursa veya hayvanlar tarafından yenmiş olarak bulunursa, demek ki yer ev kurmak için uygun değil. Yerine getirilmesi gereken adetlerden bir tanesi de sürüm adetidir ve muhakkak erkek ve kadın olmak üzere ikizler tarafından yerine getiriliyor. İkiz erkekler, daire şeklinde bir sürüm yapıyor yeni kurulacak evin yerine. İkiz olan kızkardeşler ardından gidiyor ve buğday tohumları atıyor.

© Fotoğraf: BTA

Bulgar folklor geleneklerinde ev sadeci haneyi barındıran bir bina değildir, aynı zamanda beraber çalışan, beraber yemek yiyen, iyiliği ve kötülüğü paylaşan kocaman bir ailedir.

Bu şekilde kötü ruhların “yolu kesiliyor”, buğday tanelerinden büyücek saplar sadece kötü ruhlardan korumuyor, aynı zamanda da bu saplar, bereket, hayat ve ışığa doğru bir uçuştur. Ev kurma işi tamamen erkek işidir. Sadece ev kurabilen erkek, ev sahibi ismini taşıyabilirmş, Ölümünden sonra bu evin sahibi, bu evdeki herşeyi koruyan ve gelecekteki nesilleri koruyan bir ruh olarak anılıyordu. Halk, evi, dünyanın bir büyülü merkezi olarak görüyordu.

Evin temeli atılırken ilk kürek, bilinmeyen ve keşfedilmeyen bir yeri keşfetmektir. Temel atılırken ilk adım, yani bu şeref evin sahibine ait, çünkü bu adet yerine getirilirken ev sahibi yeniden doğuyor, temelden değişim yaşıyor. Sonuçta evsiz bir erkekten evin sahibi oluyor. Temel atma törenlerinin başka önemli bir noktası da, kurban kesmektir. Genellikle bu, siyah veya kırmız horozdur. Horoz hemen evin temelinde, ocağın yapıldığı zaman ve eve ilk girişte, evin eşiğinde kesiliyor.

Evin inşaatı bittiğinde hediye veriliyor. Meyve veren bir ağaçtan sopaya kırmızı iplik ile bir demet çiçek veya bir çelenk bağlanıyor. Sopanın üstüne muhakkak tersten çevirili bir erkek gömleği asılıyor. Gömlekli sopa Doğuya çevriliyor ve evin üstüne oturtuluyor. Ev hazır olduğu zaman evin içine köpek salınıyor. İnançlara göre, “insanın en iyi dostu, köpek, en iyi yere yatıyor. Bundan dolayı, köpeğin yattığı yere yataklar yerleştiriliyor.
Yeni eve, yeni ay, iyi günde ve iyi saatte giriliyor. İyi gün olarak Pazartesi ve Çarşamba kabul ediliyor. İyi saat ise, Güneş doğmadan önceki saattır – Tanrı onları evde bulsun. Yeni ocaktaki ateş, Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte yakılıyor. Yeni bir doğuşun simgesi, bereket ve başarılı bir yeni başlangıç ile ilgili tahminler, yeni evin eşiğini kimin ilk atığından yapılıyor. Bu kişi da evin sahibi olmalı. Ardından evin hanımı, hamile kadın veya genç gelin, ailenin en yaşlı ferdi geliyor. İlk olan genellikle evin sahibidir, ocaktaki ateşi yakıyor. Evin hanımı ise ekmek teknesinde ilk ekmeği karıyor. Yeni ocakta pişirilen ve herkes arasında paylaşılan ekmek aslında herkesi de bu eve bağlamış oluyor. Bu sözüm ona “bayram ekmeği”, yeni evde yapılan ilk kurbandır. Bundan sonra herkes “Bu Tanrı evidir!” sözünü kullanacak. “Ev benim!” sözü günah olarak kabul ediliyormuş.

Türkçe: Şevkiye Çakır

Kategorideki diğer yazılar

Aziz Dimitır ikonası, Nesebar şehri, XVI- XVII yy.

Mucize yaratan himayeci Aziz Dimitır

Dimitrovden, Bulgar halk geleneğinde en çok sevilip sayılan bayramlardan biridir. Doğu Ortodoks Kilisesi Az. Dimitır’ı 26 Ekim’de anar. Aynı tarihte halkımız mevsim değişimi ile ilgili Dimitrovden yortusunu kutlar.  Kışın tam bu günde başladığı inancı..

Eklenme 26.10.2021 05:30

Kostadin Mihaylov yeni albümünü ve Istranca bölgesinin folklor mirasını anlattı

Genç halk müziği sanatçısı Kostadin Mihaylov, ikinci solo albümünü yayınladı. Albümde doğup yetiştiği Istranca bölgesinde, Brodilovo, Gramatikovo, Stoilovo, Bulgari köylerinden 16 folklor örneği sunulur. "Bana şarkılarını miras bırakan insanlar arasında..

Eklenme 13.10.2021 07:10

“Dikani” Folklor Topluluğu onuncu yılını kutluyor

Sayısız konser, prestijli ödül, yurtiçinde ve yurtdışında konserler için katedilen binlerce kilometre ve belki de en önemlisi - otantik halk müziği hazinesi ve muhteşem eski elbise koleksiyonu… Bu, bugüne kadar Tsaratsarovo köyü foklor topluluğunun..

Eklenme 23.09.2021 11:05