“Julia Kristeva’dan korkan kim?” belgeselinin tanıtımı yapıldı

Photo: BGNES

Bugünlerde “Julia Kristeva’dan korkan kim?” adlı belgeselin tanıtımı yapıldı. Filmin ekibinde yer alan İskra Angelova bir ölçüde meydan okuyucu olan bu başlığı izah ederken “Julia Kristeva’dan en çok korkan aslında biziz” diyor ve şunu da ekliyor:

Снимка“Julia Kristeva, Batı’da son derece büyük başarıya ulaşan bir kişinin adıdır. Oysa biz, maalesef hala başarıyı affedilmeyecek bir şey olarak görüyoruz”.

BNT’de yayınlanan “Noştni Ptitsi” programının sunucusu olan İskra Angelova, belgeselin senaryo yazarı ve Milena Getova’nın ile birlikte eş yönetmenidir.

“Kökeni Bulgar, milleti Fransız, uyruğu Avrupa olan, Amerika tarafından evlat edinilen bir kişi duruyor önünüzde” diyor Julia Kristeva, belgeselde kendini tanıtırken. Kendine has tarzda yapılan bu öz tanıtım saymakla anlatmakla bitiremeyeceğimiz eserlerini ve hikayesini anlatmaya neredeyse gerek bırakmıyor.

Julia Kristeva’nın hayatını yine de özetle aktarmak gerekirse şöyle:

Снимка

1966 yılında Bulgaristan’ı “cebinde 5 dolarla” terketti. Çoğunlukla Fransa’da olmak üzere çeşitli yerlerde, örneğin New York’ta Columbia Universitesi’nde çalıştı. Lenguistik, semiotik ve felsefe gibi alanlarda tanınan bir isimdir. Deneme makale ve roman yazarıdır. Fransa’nın Onur Lejyonu nişanı ve Norveç’in Holberg ödülünü almış bulunuyor. Roland Barthes, Umberto Eco ve Bulgar Tzvetan Todorov gibi dünyaca ünlü entelektüellerle birlikte çalışmıştır. Son yıllarda ise ilginç bir uğraşı var – Paris’te İslam köktenciliğinin etkisinde bulunan gençlere psikanaliz metodları ile yardım ediyor.

Julia Kristeva neden “kamuda tanınan son entelektüel” olarak anılıyor sorusu üzerine İskra Angelova şu cevabı veriyor:

“Kendisi, 20. yüzyılın kamuda tanınan aydınlarından, kanaat liderlerinden, kamunun tutumlarını oluşturan ve değiştiren kişilerden biri oldu. Ve bence onun hayat hikayesinin asıl özelliği budur. Evet, muhteşem opera sanatçılarımız, parlak sporcularımız var, Christo’muz var, fakat fikir alanında Julia Kristeva ve Tzvetan Todorov vardır” diyor İskra Angelova ve şunu da ekliyor:

“Olay yaratan, sıradışı olan, hem yazar hem insan olarak meydan okuyan Julia Kristeva’ya dair belgesel çekmek çok farklı bir deneyim oldu. Onunla birlikte Paris’te koşuşturduk, en çok sevdiği yerleri, kafeleri, kütuphaneleri, mağazaları gezdik, arkadaşları, hemfikirleri ile ve hayat arkadaşı, inanılmaz bir olay adamı olan Philippe Solers’le tanıştırdı bizi. Bütün bunlar çok heyecan verici oldu, fakat beni asıl hayret içinde bırakan şey Julia Kristeva’nın dünya sahnesindeki kocaman başarısıdır” diyor İskra Angelova ve şöyle devam ediyor:

“Julia Kristeva’nın yazdıkları arasında kişiliği ve kökenleri ile, Avrupa ve dünyaya bakış açısı ile ilgili olanlar özellikle ilginç bence. “Bizans’ta cinayet” romanında kozmopolit bir kent olan Santa Barbara’dan yola çıkan bir adam İlk Haçlı seferine katılıp o sırada Bizans’ın hakimiyetinde bulunan Bulgaristan toprakları üzerinden geçen bir atasının izini süren bir kişi anlatılmaktadır. “Yabancı olmak tercih meselesidir” diyor Julia Kristeva. Kolay değil, ama öteki olanlar hakkında fikir yürütme imkanını sağlayan bir şeydir. Özgür olmanın tek yoludur, hiçbir yere ait olmamak beni özgür kılıyor”.

Julia Kristeva, Bulgaristan’ın ve bölgenin insanları hakkında işe şunları söylüyor: “Bu yerin zengin tarihi ve hazine kadar değerli tarih hafızası var ve bu husus asgari hayat standardına sahip olan bu insanların yüksek tahsil sahibi olan, zeka düzeyi yüksek olan kadın ve erkekler olarak yaşayamaya çalışırken sergiledikleri haysiyetli duruşta ifade buluyor. Bu insanlar yorucu melankoli nöbetlerine ve mafyanın ekonomik hakimiyetinin getirdiği ağır sonuçlara maruz kalmayı haketmiyorlar” diyor Julia Kristeva.

İskra Angelova ise şunları ekliyor:

“Ateist olmakla birlikte kendisi devamlı araştırmalar yapıyor ve Hristiyanlık’tan ve diğer dinlerden bazı fikirleri çağdaş hayat tarzı ile birleştirmeye çalışıyor, yani ne biçim bir ahlakın, ne biçim değerlerin söz konusu olduğunun idrak edilmesini istiyor”.


Fotoğraflar: BGNES ve arşiv

Çeviri:Tanya Blagova


print Print
Kategorideki diğer yazılar

Azerbaycan Halk Sanatı Bulgaristan’da sanatseverleri büyüledi

Bugünlerde Bulgaristan’ın en büyük Etnografya Müzesi, "Azamet Örnekleri - Azerbaycan Halk Sanatı" başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanlığı ve dünyanın en büyük halı müzesi olan Azerbaycan Halı Müzesinin desteği..

Eklenme 21.06.2017 14:55
Prof. Dr. Selahattin Yıldız

“Son Bedrettiniler” belgeseli Sofya’da gösterildi

Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Yıldız’ın yönetmenliğinde çekilen “Son Bedrettiniler” belgeseli başkent Sofya’da büyük ilgi ile izlendi. Belgesel Burgaz – Kofçaz hattında bulunan köylerde yaşayan ve..

Eklenme 21.06.2017 12:37

Çiprovtsi halıları Plovdiv “Kapana” Festivalinde büyük hayranlık uyandırdı

Çiprovtsi şehrinden Velika Stoeva çocukluğundan beri halı dokuyor. Ailesinden tüm kadınlar halı dokumuş ve doğal olarak dokuma tezgahı her zaman aile hayatının bir parçası olmuştur. Velika “ Ben halı dokumayla uğraşıp gidiyorum, hatta bu uğraşı beni..

Eklenme 15.06.2017 13:30